BAŞLARKEN

 

Değerli Egeli İş İnsanları,

Bünyemizdeki deneyimli danışmanları, eğitmeleri ve gelecek tasarımcıları ile 1999 yılından beri yurt içi ve dışında birçok saygın firmaya danışmanlık ve eğitim desteği veren İstanbul merkezli TİM Danışmanlık Firması olarak, bundan böyle sesimizi sizlere Ticaret Gazetesinin “online” nüshası aracılığı ile her hafta duyuracağız.

 

“Gelişim, değişim kaynaklı bir ihtiyaçtır. Gelişmeyen kurumlar eninde sonunda yok olur!” dünya görüşümüz ile “Gelişim için Tim” diyerek “TİM’DEN SESLER” başlığı altında bu sütunda, iş dünyasına ait değişik konularda, bizzat yaşayarak edinmiş olduğumuz deneyimlerimize dayanan görüşlerimizi sizlerle paylaşacağız.

Başlarken, sizlere Ege bölgesindeki aile şirketlerinin yaşam döngüsünde çok önemli olduğunu düşündüğümüz “Aile Anayasası” ile ilgili bir yazıyı paylaşıyoruz. Keyifle okumanız dileklerimizle.

TİM DANIŞMANLIK
danismanlik@tim.com.tr
www.tim.com.tr

 

AİLE ANAYASASI

 

Amacımız, girişimci aile şirketlerinin sağlıklı, başarılı ve kalıcı olması için destek vermektir.

Tim Danışmanlık olarak, değişik sektörlerde uzun yıllar üst düzey profesyonel deneyimli danışman kadromuzla 1999 yılından beri, ekonomik sistemimizin büyük bölümünü oluşturan aile şirketlerine hizmet vermekteyiz. 

Bu süreçte öğrenebildiğimiz önemli gerçek ’’ Aile ilişkilerinin kurumsallaştırılmaması halinde şirketin kurumsallaştırılmasının işe yaramadığıdır’’.

Aile şirketleri, tüm dünya ülkelerinde ekonomilerin lokomotifi durumundadır.

Adet itibariyle Türkiye ekonomisinin % 99’unu oluşturan aile şirketlerinin ancak % 2,5 kadarı üçüncü kuşağa kadar yaşayabilmektedirler. 

Yapılan araştırmalara göre, aile şirketlerinin tasfiye sürecine girmesine aşağıdaki nedenler sebep olmuştur.

  • Birinci kuşaktan sonra aile üyeleri arasındaki anlaşmazlıklar,
  • Aile ve iş ilişkisinin iyi yönetilememesi,
  • Finansal yönetim ve modelleme yanlışları,
  • Kriz öngörüm ve yönetimi, 
  • ve bunların tümünü içeren Kurumsallaşma sorunları.

‘’Aile’’ ve ‘’İş’’ kavramları bizatihi karmaşık kavramlardır. Bu iki karmaşık kavramın bir araya gelerek aile şirketini oluşturması karmaşıklığı yoğunlaştırır. Aile şirketinde bu iki olgu iyi yönetilirse sinerji doğar, kötü yönetilmesi halinde, hem aile ilişkilerinde hem de iş sonuçlarında felaketlerin kaçınılmaz olduğu bilinen bir gerçektir.

Yukarıda sözü edilen iki olgunun iyi yönetilmesinin sinerjiyi yoğunlaştıracağı doğrudur ancak yeterli değildir. Şirketin varlığının makul karlılıkla sürdürülebilir olması yaratılan sinerjinin sürekliliğine bağlıdır. Bunun yegâne yolu da doğru bir anayasanın oluşturulması sonrasında üyelerin bu anayasa ilkelerine ödünsüz uyum göstermeleri koşuluyla gerçekleşebilir. 

Neden doğru?

 

Piyasadaki uygulamalara baktığımızda çoğu kez küresel dünyada kullanılan aile anayasa örneklerinin ülkemiz pratiğine uyarlanmaya çalışıldığını gözlemlemekteyiz. Doğrusu ise ülkemiz iş insanın genel profiline, ilgili sektörün ve o şirketin kendi dinamikleri ile o ailenin kendi değerlerine bağlı anayasanın hayata geçirilmesidir. Bu ince ayrım bize göre başarıyı doğrudan etkilemektedir.

 

Bu konulara dair ilerleyen zamanlarda daha detay açıklamalarımız olacak. Şimdilik son söz olarak şirket sahiplerine önerebileceklerimizi “Doğru kurumsallaşma ve doğru aile anayasası oluşturmak ülkemizin ve şirketinizin çıkarınadır. Bu nedenle bu konuların derinliğine inerek kendinize uygun modellemelere odaklanın” şeklinde özetleyebiliriz.

 

Behzat Yıldırımer

Ekim 2019

İstanbul